9 Eylül
Bugün, kendimden başka biri adımı seslendi.
Evde yalnız başıma oturup saçma bir program izlerken kendi ismim kulaklarımdan
içeri süzüldü. Arkamı döndüğümde, kimseyi görememiş olmaktan dolayı kırık
hissettim. Aynı hissiz bakışlarla televizyona dönerken kendi omzuma yaslandım.
Evde benden başka kimse yoktu ama ismimi
çağıran bu sessizlik de kimdi?
Tekrar arkama baktığımda kendi bakışlarımı
yakaladım, parmak izleri ile kirlenmiş çatlak aynadaki yansımam gülüyordu. Ben
oturuyordum, o ayağa kalktı.
Gelebildiği son sınıra kadar gelip eli ile
beni çağırdı. Hâlâ korkunç bir gülümseme vardı, kıvrımları yara olmuş renksiz
dudağında. Benim dudağım?
Yerimden kalkıp aynaya ilerledim. Ayna ki
sanki tek tanıdığımmış gibi beni ezbere biliyormuş gibi her bir hücremi ifşa
ederken; yansımam, kendi yanağını okşadı.
Bir sıcaklık benim yanağımı buldu. Ellerim
sıcaklığa dokundu.
Dudakları oynadı yansımamın, Senin
iyiliğin için, diyordu. Benim iyiliğim mi? Benim iyiliğim için mi ellerini
boğazına dolamıştı?
Kuvvetli bir çift avuç, nefes boruma baskı
yaptı. Yansımam elleri boğazına sarılı olmasına rağmen tepki vermezken,
gözlerimin kaydığını hissediyorum. Nefes alamıyorum. Su! Su!
Rengim mora dönüyor ki moru çok severim. Bu
yüzden mi, nefessiz kaldığım halde sevdiğim bir renge büründüğüm için mi
gülümsüyorum? Hayır, yansımam neden gülümsüyor? Gerçek olan hangimiz?
Böyleydi, maalesef. Hele bir sevmeye
göreyim, nefessiz kalsam bile gülümsüyorum! Ölüyorsun aptal, gülümsemek ne
haddine!
Sevmek de haddim değil.
Hele, nefessiz kalacak kadar sevmek, asla!
Yansımam kararıyor ve karıncalar toplanıyor
çatlak aynaya. Ellerim boğazımı öyle sıkı sarmış ki, ellerim olduğunu bilmesem
yılan sanacağım. Hani en büyük korkum ya, hani o melun hayvanın ismi bile
yetiyor ya ürpermeme. Peki neden ellerim yılan olmuş beni sokarken
gülümsüyorum? Ne zamandan beri nefret ettiğim bir şeyi içimde besliyorum?
Kararıyor.
Dünya, ayaklarımın altında pervane gibi
dönüyor.
Sonra, aynadaki çatlak öyle çok büyüyor ki
tuzla buz olup ayaklarıma batarken cam parçaları, ellerim cansız iki yılan gibi
yana düşüyor.
Yansımam yok artık.
Gözlerimi açtığımda, o aptal televizyon
programını izliyordum.Mut
Arkamı döndüm usulca.
Yansımam bana gülümsüyordu.
2 Haziran
Mutluyum.
Mutlu.
Mut.
ya da Müt?
(02/06/2016, saat 03:45 de, üniversite
öğrencisi olduğu tahmin edilen bir genç kız metronun önüne atlayarak, intihar
etti.)
Derin depresyonda olan ve ara ara
intihardan bahseden kişiler neşeli bir sürece girerlerse, psikolojide bunun
intihar habercisi olduğu söylenir. Çünkü karar verilmiştir. Acı bitmiştir.
Son not mutluluğun notu olarak görünse de
değil. Hiç olmadı. Hatta sonda yazılan müt, boş yere anlamına gelir, yazık.
***
"Bitti mi yani?"
"Bitti."
"Ona ne oldu? Gerçek manada soruyorum.
O neden öldü?"
"Size bir soru sorayım. Onun ölmüş
olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?"
"Ne demek bu? Bütün gazeteler onu
yazdı! Toprağa uyurken yanında ben de vardım!"
"Kefenin içini görmeye hiç
çalışmadınız ama; tıpkı yaşarken ruhunu görmeye çalışmadığınız gibi."
"Ben anlamıyorum. Tüm bunlar da neyin
nesi?!"
"Sadece sizin görmek istediğiniz
şeyler, yahut size göstermek istedikleri. Hakiki olanı aramak zordur, bu yüzden
size sunulana inandınız. Çünkü insansınız."
"Gerçek olan bu! Ölümü şakaya
vuramazsınız!"
"Asla şaka değil! Ölen bir şey var ama
neden ceset arıyorsunuz ki? Ruh da ölemez mi?"
"Aklınızı kaçırmış olmalısınız! Hadi
diyelim ölen bir ruh olsun. Bunca tantana, merasim... Hepsi bir ruh için
mi?"
"Ne yazık! Bir cesede göstermiş
olduğunuz özeni, bir ruha göstermenizi dilerdim. Çünkü ölü ruhlarla dolu
yürüyen cenazeler dört yanda. Onları göremezseniz, gömemezsiniz."
"Saçmalık. O öldü! Ve siz bu gerçeğe
inanmak istemiyorsunuz."
"Sorarım size, bu şehirdeki metro
hatlarından hangisi saat 03.45 de hareket halinde?"
"Ne demek bu?"
"Şu demek; şehrimizde o saatte hareket
halinde bir metro yokken O, kendini metro raylarına atarak nasıl intihar etti?
Boyundan az olan bir yükseklikten atlayıp ölmez kimse."
"Ben.... "
"Onu hiç anlamaya çalışmadınız. Onu
yaşarken dinlemediniz. O da ölmeyi tercih etti. Kutlarım sizi, hepiniz
katillerisiniz kendi ruhunuzun!"
Katilleriyiz kendi ruhumuzun!