Biraz Huzur...

30 Temmuz 2017 Pazar

İkinci bakış açısı - ?

Ölmekten korkuyorsun,
ama yaşamaya da hiç halin yok.
Zihninde defalarca öldürürken buluyorsun, kendini.
Defalarca, aynadaki aksine baktığın için kusuyorsun.
İçin, seni kabul etmiyor.
Uzayan tırnakların ile kazımak istiyorsun yüzüne işleyen gözyaşı şeridini.
Saçlarına kuşlardan taçlar takıyorsun ama anlıyorsun
burnuna dolan o kötü kokunun sebebini:
                               Onlar kuş ölüleri!
-hayır,
Bunun olmasını istemediğini biliyorum.
Biliyorum iyileşmek istiyorsun.
Biliyorum herkes sana geçecek, diyor,
ama biliyorsun ki geçmeyecek.
Geçmeyecek bir giz var dudaklarının ve göğsünün üzerinde.
Geçmeyecek bir iz var çentik çentik ruhuna kazıdığın.
Geçmeyecek bir leke
Ölmeyecek bir anı
                      Beyninin içinde bir böcek gibi
                          ya da dur arı
                              yok arı deği;
bir sinek vızıltısı.
Defalarca ölüyorsun.
Defalarca seni öldürdüler;
                            kirpiklerinden belli
                            çünkü ıslaklar.
Onlar gözyaşı desin, sen biliyorsun kan yağdığını.
Defalarca intihar ediyorsun.
Uyurken,
   Yarı uyurken.
      Ama yarı uyanıkken olmaz.
         Hele uyanıkken hiç değil!
Çünkü korkuyorsun ölmekten
ama yaşamaya da hiç halin yok.
Onlar, yeniden başla diyor.
Mezar üzerine mezar inşa ediyorsun.
Bir cesedin üzerine ne inşa edebilirsin ki bir cesetten başka?
Ölüyü ölünün üstüne gömüyorlar.
Ya seni nereye gömsünler?
Baksan yaşıyorsun, sorsan ölmüş.
Defalarca öldürüyorsun, kendini
ve sahte bir gülümseme takındığın herkesten ve her şeyden nefret ediyorsun.
Ben dahil!

28 Temmuz 2017 Cuma

Birinci Bakış Açısı - Ankara

Sana şiirler yazmak istiyorum.
Cumartesi yağmurunun ardından doğan güneşin
içimi ısıttığı ve senin de içini ısıtacak şiirler
yazmak istiyorum.
Bir gün Cemal Gürsel'de yürüdüğümüzü düşünüyorum.
Tam olmuş, aynı olmuş, zıtlıkları yenmişken...
Sana o caddenin kirine, kokusuna inat yaprakları yüzümüze değen sardunyaların kokusu gibi
güzel şiirler yazmak istiyorum.
Kocatepe'ye çıkan yolun bizi nefessiz bıraktığının da
kalbimizi zorlandığının da farkındayım.
Ama mermer parıltılı avluda yansıyan aksimizi görüp
huzur duyduğumuz şiirler yazmak istiyorum.
Sana, taze çay yapraklarının kokusunu duyumsatacak bir şiir
yazmak istiyor
ama yapamıyorum.
Yazamıyorum.
Ben sana içimin maviliğini
Ben sana içimin serinliğini
Ben sana içimin güzelliğini şiir olup yazmak istiyorum.
Ben sana içimin katran mavisini
Ben sana içimin çöl serinliğini
Ben sana içimin çirkin güzelliğini yazıyorum.
Yani sana;
Katranı...
Çölü...
Çirkini...  yazıyorum.
Sana güzel şeyler yazmak istiyor bir yanım, gizli yanım, yaralım.
Hayatım inançlarımın cesetleri üzerinde harap ve canhıraş bir yükseklikte,
Hayatımın çatısız zirvesinde ben varım!
Saba güzel şiirler yazmak istiyorum.
Şiir yazamıyorum.
Şiir de olamıyorum.
Öleyim diyorum.
Belki ölümüm şiir olur diyorum.
Yaşamım üçüncü sayfa haberi;
ölümüme sen, benim için, son bir şiir yaz istiyorum.