Biraz Huzur...

16 Haziran 2016 Perşembe

parmak uçlarımda ölüm izleri

Yok oluyoruz, farkındasın değil mi?
Her gün biraz daha birbirimizi öldürerek ve görmeyerek
kan revan olmuş parmaklarımızın boğumlarına takılan cesetlerimizi.
Artık siyahın bile bizim için renk olmadığı - renksizlik içinde, belirsiz…soyut…-
ve somut olmak için ölmeyi beklediğimiz bu yerde,
çığlık atmamak için dişlerimi, dudaklarıma bastırıyorum.
Ve patlıyor bir kızıllık akciğerlerime ve mideme.
Siyaha muhtaç olduğum bu Arafta -doğuştan değil-
sosyopat olmaya zorlandığımın farkındayım.
Onca his ve his uçurumlarına rağmen…
Görmüyor musun, uçurumun kenarında takılı kalan saçlarımızın ucuna konan kelebekleri?
-Hayır, onlar kelebek ölüleri,
                                            deme bana!
Niye ölsün kelebekler vakitleri gelmeden?
Niye öldürdün bizi vaktimiz gelmeden?
Hayır, neden bu soğuk toprakta uyuyorsun, soluk ve cansız avuçlarında
tutarak bir kalbi?
Sol göğsümdeki boşluğun sebebi, avucundaki tortular mı?
Sahi, benim bir kalbim var mıydı?
Ne zamandan beri kalbim yerine bir boşluk taşıdığımı hatırlamıyor ve bilmiyorum,
kim aynada yansıyan ve çökmüş avurtları ile gözlerimin içine nefretle bakan.
Umut şarkıları söyleyen kuşlar yerine, beyaz minareden yayılıp ruhuma ulaşan salayı veren de kim?
Ve neden bu dua yağmurunun altında ıslanmıyorum?
Eteklerime bile sıçramıyor tek bir damla.
Hayır, karga değil onlar.
Karga da bir kuş, o da umut şarkıları söylüyor ama yanlış sesle.
Yanlış bir mektubun doğru adrese ulaşması gibi.
-Neden mektup yanlış olan? Belki de adres yanlış, en başından!
+Hayır, suçlu postacı.
Kulaklarıma varmadan ölen cümlelerin mezarlarına hangi duayı etmeliyim ki
doğacak diğer cümleler kulaklarıma varsın ve ruhuma?
Hangi dua, artık kısır kalan kelimelerimin rahmini, tekrar doğurgan etsin?
Menopoza girmek için erken değil mi?
Belki de doğum yapmak için çok yanlış bir vakit…
Ellerimin arasında hissettiğim bu ıslaklık ve kırmızı-
Tanrım, kelimelerim ölüyor benimle birlikte!
Rahmime tutunamayan cenin harfler pıhtı halinde dünyaya gelip çöpü boylarken
annelik duygusunu hissetmek erken değil mi?
Tanrım, dünyaya bir kelime getirmek istiyorum ama
Ama
Ya yanlış paragraflara sapar da yanlış cümlelere özne olursa?
Gülme!
Baksana senin ellerinde de doğmamış kelimelerin olmayan kefenleri duruyor.
Hadi bir mezar kazalım tırnaklarımıza toprak dolsun.
Nasıl olsa bir gün gözlerimizin içi de toprak dolacak.
Korkma, bırak kendini.
Her şey bu kadar işte: basit.
Katil olmak da ölmek de.
-Basit olmayan bir şey söyleyeyim mi sana: yaşamak.
+Yanlış dedin: yaşayamamak.
-Ayrılıyor muyuz?
+Bir olmuş muyduk?
-Nasip değilmiş.
+Öyle
-Hoşça kal madem.
+Hoşça kal.

Hoşça kal?

2 yorum:

  1. yüreğine sağlık gerçekten çok güzel olmuş, kelimeleri yanlış paragraflara sapmasın diye söyleyememek ne kadar doğru; olduğum durumu özetleyen bir cümle olmuş... yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, belki de hepimizin içinde olduğu bir durum ama görmek için farklı seslerden duymalıyız..

      Sil