İlk başta saatin kaç olduğunu duydum. On ikiyi
biraz geçmiş, yani ertesi gün olmuştu. Sonra takvimle buluştu gözlerim.
24 Mayıs…
Bugünün benim için önemli olduğunu fark
ettim, o anda.
Önemliydi, çünkü bugün benim için kıymetli
birinin doğum günüydü.
Cennetten gönderilmiş bir meleğin doğum
günü.
İsminin ilk hecesi gibi ulaştığı her yeri
ve kıymetini bile herkesi aydınlatacak bir ‘Nur’a sahipti.
İsminin son hecesi gibi varlığa anlam katan
bir ‘Can’a sahipti.
Nur’a
sahip bir Can.
Can’a sahip bir Nur.
‘Nurcan.’
Herkesin farklı bir önemi vardır, insan
kalbinde. Herkes sevilir ama herkes aynı sevilmez. Gelecek ne getirir,
bilinmez. Belki pişman olunur, belki unutulur ya da hep aynı olur. Ne olur
bilmiyorum ama şunu biliyorum ki ‘Bazı
insanlar aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, araya ne kadar mesafe girerse
girsin, tekrar karşılaşıldığında, hep aynı hissettirir. Her şey ilk günkü gibi
değildir, her şey en çok muhabbet beslediğin zaman gibidir.’
Bazen nedensiz bir düşünce beynime süzülüyor.
Bir acaba çeliyor aklımı. Ama diyorum ki önemli değil. Benim duyduğum muhabbet
bana, onunki ona. Karşılıklı bir menfaat beklemiyorum. Ben seviyorum, o da
sevsin, demiyorum. Diyemem. Çünkü o zaman samimiyetten riyaya giden bir yola
girerim ve sözlerim, doğrudan ziyade yalan olur. Lâkin ben, her ne kadar senin
karşında konuşmayı unutsam da, açık sözlüyümdür. Kalbimi tüm berraklığıyla
çıkarıp koyuyorum.
İyi ki doğdun, Kıymetli İnsan!
Kelimeler kifayetsiz şu anda.
Ama hissediyorsun,
inanıyorum.
‘Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor…’
İyi ki doğdun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder