Biraz Huzur...

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Sözlerin Bendeki Yansıması...

    

    ‘Ah, gurbet, zalum gurbet! Ağlatırsun adami… Gözümde yaş kalmadi, biraksana yakami!’
Cerrahpaşa’ya koymuş, canının yarısını, Volkan Konak. Artvin’e koydum, ben de. Bir bakıma, herkes kendinden bir şeyler bırakıyor, bir yerlere. Misafir olarak uğradıkları hanlara bağlanıp kalıyorlar. Mekânların önemi, belki de bu yüzden. Doğup büyüdüğün yere, toprağa alışıyorsun. Sonra farklı bir toprakta kök salmaya çalışıyorsun ama ne kadar oluyor? Ne kadar oluyorsa, işte! Maksat, kök salayım derken solmamaya çalışmak. Maksat, kuruyup gitmemek. Nasıl olacak peki?
    Alışacaksın. Mutasyona uğrayacaksın, bir bakıma. O şartlara alışmak zorundasın. ‘Herkesin bir derdi var. Durur içerisinde.’ İçinde durması lazım, derdinin. Dışarı salmak, kurda davetiye çıkarmak. Vurulduğun an kırılıp döküleceğini ifşa etmek, demek. Zaten söylesen bile, senden daha çok önem veren kimse olmayacak. Her dert kendine büyük. Her imtihan kendine zor. İnsan, başına gelmeyen sorunun cevabını bilemez. Öyle bir soru ki mantık bile yetmez.
    Aslında dert ağır değil, o derdi taşıyacak sabrımız mevcut. Lâkin evhama kapılıp var olan sabrımızı harcıyor ve asıl dert geldiğinde, o derdi savuşturacak sabrımız kalmamış oluyor.
   ‘Gülmedim bu dünyada. Hem söylerum hem ağlarum.’ demiş sanatçı.
    Ben de diyorum ki Hem yazarum hem ağlarum. Sonra sanatçı devam eder: ‘Yazma ile tükenmez ha bu benum dertlerum.’ Ben de derim ki Yazmakla değil ‘Dua’ ile tükenir ve ‘Sabır’ ile.
    Derdi veren Rabb’e de şükürler olsun!
    Beni de unutmadığı için…

Sizi Volkan Konak ve bende yansıyan
duygular ile bırakıyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder